Üstüme ceketimi alıp gıcırdayan kapıdan çıktım dışarıya. O anda gök
gürlese korkmazdım. Bizler korkmayan adamlarız, bazı şeylerden. Bizler
gök gürlemesinden korkmayan adamlarız. Çiseleyen bir yağmur gömlek
yakalarımı durmadan ıslatıyordu. Buna sinir olurum, katlasan katlanmaz.
Katlanılmaz bir durum bu. Onca insan onca insanın arasına karışıyor. Hiç
kimse hiç kimsenin sikinde değil. Sizler de benim sikimde değilsiniz.
Ama yolda olmak iyi bir şey. Ha yürür pozisyon ha durur. Yolda olmak
hoş. Herkes bana mı bakıyor yoksa ben mi herkese bakıyorum ? Hangi yol
gitmek istediğim yere çıkıyor ? Peki ya ben nereye gitmek istiyorum ?
Peki ya ben nereye gitmek için çıktım evimden ? Peki ya ben neden çıkmak
istedim evimden ? Peki ya ben ? Hala yağmur yağıyor. Ceplerimi
yokladım, metelik yoktu. Mazaret değil yalnızlığım başlı başına bir
rezalet. Zaten ben aşk adamı değilim, olamadım da. Olamayacağım da.
Olmakta istemiyorum. Peki ya olabilir miydim, eğer isteseydim ? Zaten
halim yok bir şey istemeye. Ama aklı fikri düzüşmek olan bir kadın
bulursam ona değer verebilirim. Çünkü buna ihtiyacım var. Sakalımı
kaşıyarak durakladım, sağıma soluma baktım. Köşeden dönerek tekelden iki
bira aldım. Sonra eve döndüm.
25 Temmuz 2012 Çarşamba
4 Temmuz 2012 Çarşamba
Bazen
Bazen söylemek istediğin şeyler olur, içinden atamazsın. İçin içini yer.
Kördüğüm olursun konuşamazsın. Bazen anlatamamaktan, anlaşılmamaktan
korkarsın. Bir kış gecesi soğukta kalmış küçük bir çocuk gibi korkarsın.
Bazen sol tarafın acır. Bazen yara olur ama merhem bulamazsın. Hani
sabaha kadar gözüne uyku girmez yataktan çıkamazsın ya aynı öyle. Sağa
dönsen duvar, sola dönsen duvar. Bazen ölmek istersin ama hatırlanmayan
biri olmak koyar sana. Zaten bu kafayla günden güne ölürsün. Zaman mutlu
olduğun anlarda yokuş aşağı atağa kalkar mutsuz olduğunda sırtına yük
bağlanmış bir katır olur. Sen de istemezsin mutlu olmak. Bazen hayat
mutsuzluktur. Bazen hayat mutlu olamadığını kabullenmektir. Bazen şans
sana gülmüş gibi yapar. Bazen güler ama sapsarı dişleriyle. Gökyüzün
tavanın olur. Bulutsuzluk denebilir bir bakıma. Bazen bir kuş olmak
istersin. Özgürce kanat çırpmak sonsuza doğru. Ama yapamazsın. Bazen
zamanı durdurmak istersin. Onu iki elinin arasına alıp boğmak istersin.
Ama yapamazsın. Bazen sevilmek istersin. Önce çok seversin ama
sevilmezsin. Hatayı yine kendinde ararsın çünkü sen zavallı bir
kaybedensin. Bazen ellerin terler. Sıcaktan değil yalnızlıktan. Bazen
buz gibi bir gecede soğuk yatağına yatarsın. Dizlerini karnına doğru
çeker kendi kendini ısıtmaya çalışırsın. Ama yapamazsın. Bazen ‘benden
bu kadar beyler’ diyerek çekip gitmek istersin ama onu bile
başaramazsın. Bazen karanlıkta kalırsın. Duygularını en iyi karanlıkta
saklar insan. Kimse görmez ne hissettiğini kimse anlamaz o an ki halini.
Bazen içmek istersin. Sızıp kalmak istersin masanın başında. Bir el
uyandırsın istersin seni sarhoşluğundan. Bazen kendine bir dünya
kurarsın. Cehennemi de sen yaratırsın cenneti de. Ama yine ölürsün. Sen
kendi kurduğun dünyanda bile ölmeye mahkumsun. Bazen ütopyana gidersin.
En çok olmasını istediğin şeyler vardır orda. Doya doya dokunursun,
sarılırsın onlara. Ne de olsa senin ütopyan kimse karışamaz sana. Yine
de gerçek hayat kolay kolay hayal kurdurmaz sana. Gerçekler hayallerin
dişlerini döküp eline verir. Gerçekler kötü adam olur sen neye
uğradığını şaşırırsın. Bazen uyumak istersin yastığın bile terk etmiştir
seni. Bazen ben niye yaşıyorum diye sorarsın kendine. Cevap veremezsin.
Bazen ben niye yaşıyorum diye sorarsın kendine. Yine bir cevap
veremezsin. Bazen ben böyle hayatım ta amına koyayım demek istersin. Ve
bunu öyle içten söylersin ki. Hayat eğer boynunu usulca siktirip gider
gözlerinin önünden. Bazen ölürsün. Bazen sen zaten ölüsün.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)