2 Ağustos 2013 Cuma

kaybedişler

Bağımlılık olarak kaybetmek eylemi. Eylem olarak kaybetmek bir bağımlılık. Kaybetmek bağımlılık oluşturan bir eylem. Bir eylem mi kaybetmek? Bir bağımlılık mı kaybetmek?

Kaybetmek üzerine hiçbir şey. Kaybetmek üzerine ne diyebiliriz ki? 

-Geçen yine kaybediyorum.
+Biliyorum sen hep kaybedersin zaten.

Kaybedişlerin bir sesi olsa benimkiler desibel rekoru kırabilirdi herhalde. Çünkü kaybetmek öylesine işlemişti ki üzerime, artık onunla beraber hareket ediyor gibiydim. Kaybetmek üzerine sayfalarca yazdım. Kaybetmek üzerine defalarca yazdım. Yazdıkça biraz daha iyiye gider diye düşündüm, tam tersine bu illet beni daha da derine çekiyordu. Öylesine kaybediyordum ki kelimelere tutunmaya çalıştım. Kaybedişimin önüne geçemediğimi fark ettiğim an düşüşümü yavaşlatmak istedim. Kelimelerden cümleler oluşturdum. Cümlelerden paragraflar. Sonra hepsini bir araya toplayıp onlardan destek aldım. Çünkü başka kimsem yoktu. Ben de kelimelerime sarıldım ve düşüşümü yavaşlatmaya çalıştım. Biraz da olsa. Biraz da olsa hafifletmek istedim dertlerimi. En azından denedim.

Kaybetmek üzerine pek bir şey yapamazsın. Kaybetmek üzerine çay demleyebilirsin. Sonra da oturur kendine bir bardak çay koyarsın ve de içersin.

Kaybetmek bir kelime, bir eylem. 

Kaybetmek birkaç kere, aynı yerinden.

Genelde herkes kaybeder. Bazen birkaç defa kazananlar olmuştur. Ama illa ki kaybeder kazanan da. Her insan kaybetmenin tadına varacaktır; er ya da geç. Bazen uzun vadeye ayrılır bir kaybediş. Bazen anlıktır. Bazen derin yaralar bırakabilir bir kaybediş. Bazen kaybettiğinin bile farkına varmazsın. Kaybolmuş insanların kendine gelmeleri bazen epey zaman alabilir, bazen o kadar da zaman almaz. Fakat gidecek hiçbir yerin kalmaz kendine geldiğin zaman. Bunu her kaybeden bilir. Bunu her kaybeden öğrenir.

Kaybetmek bir eylül akşamında pervasızca. Düşen bir yaprağı andırıyor kaybedişin. Elinden gelmiyor düşen yaprağı tekrar dalına eklemek. Ve o yaprak tanesi yer çekimine karşı koyamayarak havada süzülürken, kaybedişini izliyorsun yavaşça. Sonra da kendini yerde buluyorsun. Artık bir kaybedensin. O an neye uğradığını şaşırıyorsun ve rüzgarın etkisiyle bilmediğin bir yere doğru yolculuğa çıkıyorsun. Buna engel olamıyorsun.

Kaybetmekten korkarak yaşayamaz insan. Çünkü kaybettiklerine sırt çeviremezsin. Sen öyle zannedersin. Ve buna inanmaya çalışırsın. Ama bunun etkisi de fazla uzun sürmez. Sen de kayıplarını yanına alarak yürümeyi öğrenirsin. Zamanla. Ve daha çok zamanla. Elbet öğrenirsin.

Kayıpların olmasaydı şayet yaşam hiçbir şey olurdu.

1 yorum:

  1. kumral ben. bu kadar derinlerine inme yarama dokunuyorsun..

    YanıtlaSil