11 Mart 2017 Cumartesi

uzun uzun bir sokaktan geçememek

"beni anlamadın ya buna yanarım; bizi anlamadın ya buna yanarım. işte ona yanarım." diyorlar. ne diyorsun? ben hissediyorum. yani yandığımı.kül olmanın ne kadar uzun zaman alabileceğini hesaplıyorum. bir organ ne kadar sıcaklığa dayanabilir, kalp mesela; kalp dediğin kaç derecelik bir hasretin altında atmaya devam edebilir diye hesaplıyorum. hesaplıyorum hesaplıyorum bir türlü çıkamıyorum içinden. yani yangının. yanlış anlama. hep aynı yere dönüyorum. sürekli gözlerine dönüyorum. sekiz defa. dokuz defa. dönüyorum. bulmaya çalışıyorum. seni bulamıyorum. çaresin. derde devasın. yeryüzüne susun. karanlığa ışıksın. bir eve penceresin. bana hayatsın. ben biçareyim. sen yoksun. alkol tüketiyorum. rakı içiyorum yani. bol bol rakı içiyorum. içimdeki yangını söndürmek için. hani belki söner diye. ama han sarhoş hancı sarhoş. yolda yabancı sarhoş. el çek tabib kalbimden, içimdeki sancı sarhoş. anlıyor musun? düğüm düğümsün içimde. sonra diyorum ki ulan yıllar oldu be. yıllar. bir değil iki değil. balık dediğin okyanusta boğulur mu? insan yeryüzünde neden nefes alamaz? yıllardır içiyorum şu rakıyı bir kadehini bile seninle tokuşturamadık; bir sezen nakaratını bile gözlerine bakarak dinleyemedim. neden yaşadım o zaman. direkt şu anda başlasaydım hayata da bir şey kaybetmezdim. belki kazanırdım. bu zamana kadar üzerimden geçen atların yorgunluğunu çekip alılardı yüreğimden. atlar dediysem de korkma, vahşi olanlar. hani tepelerden aşağı koşanlar var ya. o tepelerden aşağıya sarkıttım yüreğimi. temiz hava alsın diye. bakma öyle uzaktan neşeli göründüğüme, üzgün mü dursaydım? zaten bir stadyumun ortasında bile hüznüm dikkat çekerken, bir de ben mi bas bas bağırsaydım, burada acı çekiyoruz diye? yapma gözlerini sevdiğim. burada bir ayrılıktan değil hiç kavuşamamışlıktan bahsediyoruz. bare sözümü kesme. bare diyorum. bare. pare. pare pare. ne güzel laf. pare pare dökülüyorum. toplasana ne bekliyorsun. işte bir insanı kuyunun dibinde ışıksız ve umutsuz bırakan şey budur diye bağırıyor biri. herkes dönüp ona bakıyor, sonra gidiyorlar. gördünüz mi diyor işte yapayalnızım. ama kimse görmüyor. bir sigara yakıyorsun. bu senin için artık sıradan bir eylem. küllükle aranda bir bağ var. kalıcı. bu senin canını sıkmıyor. kaç canın kaldı? duralım biraz. yine geleceğim. bir gün sokaktan geçiyorum, her zaman geçtiğim bir sokak ama, tanıyorum yani hangi kaldırım taşının diğerinden farklı olduğunu, biliyorum nerede bir sigara izmaritlerinin biriktiğini, ben sokakları hızlı geçmem çünkü, bir sokaktan öyle hızlı geçilmez, ama o gün sanki o sokak o sokak değildi, durdum bir köşesinde, baktım her şey yerli yerinde, üzerimi kontrol ettim, ben de bendim, peki neydi bu sokağı o an farklı yaptan, hala bulamadım. merak etme bunu da sana bağlamayacağım. iyisin hoşsun ama o kadar da değil. tıkandığım yerde fotoğrafını açıyorum. oysa ellerini tutmak isterdim. bu da benim sınavım demek ki. biliyorum ama iki cümle. benim kaderim. "sen beni ömrünce unutamazsın" daki sen benim; "sen imkansızsın" cümlesindeki sen sensin. bu ayrım işte hüznü bana neşeyi sana bıraktı. yeryüzündeki tüm sevinçleri sana bıraktım hüzünleri koynuma aldım. bir hayal oldun hep yanıbaşımda. ben de gerekeni yaptım. anlayacağın üzere efkarım birikti sığmaz içime. ama giderken sigaram ağzımda; duamdır, "sen de unutama beni".

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder