Yürümeye devam ediyorum bu yolda sevgilim. Epey yoruldum fakat yine de yürüyorum. Biliyorum bu yol bitmez hiçbir zaman. Biliyorum bu yolun sonunu göremeyeceğim ve yollar seni bana yaklaştırmayacak her seferinde. Ama sana varmak yerine rastlamak umuduyla yürüyorum işte. Belki bir yol kenarında karşıma çıkarsın ya da bir bankta otururken bulurum seni, yanına otururum ben de. Konu sen olunca pek şanslı olduğum söylenemez, fakat bu durum beni yolumdan döndürecek değil. Bilirsin beni, ben yolundan dönecek bir adam değilim; olmadım, olmam da.
Benim ellerimde bir sevdadır tutmaya çalıştığım ve dudaklarımda gelgit yapan bir şiir; sana yakılmış. Sevgilim senin gözlerin bana uzakmış, uzaklar intihar; yaklaş biraz. Biraz da olsa adımların bana doğru yönelsin. Yorgunluğumu az da olsa alıp götürür bu ihtimal. Aklıma gülüşün düşer yerli yersiz, bir eylül akşamı esintisinde gözlerimin önünde canlanan yüzün; mavi yüzün sevgilim, boynuna serpiştirdiğim yeşim umutlar beni ayakta tutar. Hüznü böler ve daha sonra daha büyük bir hüzne sürükler beni yüzün. Sitemkar değilim yanlış anlama. Biraz yorgunum, istiyorum ki dizlerine koyayım başımı ve beraber uzanalım huzurun en tepesinde. Ben senin kokunu hiç bilmiyorum sevgilim, eminim çok güzeldir kokun. Belki de sevdiğim bir şiir kokuyorsundur, kim bilir.
Sabahları yatakta uykulu haline maruz kalmak istiyorum. Geceleri yatağa girdiğimde ayaklarımı ısıtanım ol istiyorum. Senin sesinle yankılan ve adımlarınla anlam kazanan bir ev düşlüyorum. Fazlasında gözüm yok sevgilim. Ama insan özeniyor işte. Ellerin ellerimde bir bir terk edelim bu sokakları ve arkamızda bırakalım bu kentte bizi üzen ne varsa.
Sana yürürken bu yolda hayal kırıklığına uğruyorum her seferinde ya da ne bileyim tuhaf oluyorum işte. Ben sevmesini bilmiyorum galiba. Ben birçok şeyi bilmiyorum. Mesela nerdesin şu an, ne yapıyorsun, kiminlesin (...) Bir bakıma bunlar güzel kalıyor, bir de nefes alıyor musun acaba sorusu zihnimde canlandığında. O an tedirgin oluyorum.
Belki de tenine dokunurum bir gün. Tenine dokunsam zulmünden çıldıracak tanrı. Belki de gözleri dolacak sevdadan ve gökyüzü yağmurunu yeryüzüne armağan edecek, sırılsıklam olacak ruhlarımız. Sen beni öpersen belki de bu dünya temizlenir. Dünya umrumda değil fakat sen yine de öp beni. Dudakların dudaklarıma tutunsun yaşamın bu anlamsızlığında ve bir özlemin doruklarına ulaştığı vakit. Kendime gelmem için dudaklarından ne geliyorsa yap. Senin sevdandan benim için artakalan hiçbir şey yok. Belki sana yazdığım birkaç kırık dökük paragraf veya hasret kokan şiirlerim. Sana doğru var oluşum bir bakıma ölümü de beraberinde getiriyor. Bu durum beni rahatsız etmiyor fakat vaktimin azaldığını fark edebiliyorum. Zaten halim darmadağın zaten paramparçayım; ama alışkınım. Neyse beni boşver şimdi.
Gürültüler netleşiyor bir anda, bir anda gri oluyor bütün düşler ve bir at kendisi gibi koşmayı bırakıyor tepelerin ardından, kesiliyor acının nefesi, ayrılıyor gökyüzü ortadan ikiye. Ben o an sana karaladığım satırların son raddelerine geliyorum. Birazdan düşerim efkarın dibine, biliyorum. Ama sen gelirsen omzuna yaslarım başımı, biraz dinlenirim yanında. Her neyse işte. Ben hala yürüyorum sevgilim. Beni bu belirsizlik bitirecek, beni bu sana gelemeyişlerim.
mektup arkadaşı olsak ya.
YanıtlaSil