25 Temmuz 2014 Cuma

eylülü beklemek

bana pek gülmüyor hayat, sen gül. gül, yüzünde baharlar topla bana. gül, deniz çıldırsın. bu karanlıkta yol göster bana. gül ve bu hayata tutunmam için bir sebep daha yarat bana. bildiğim bütün şiirleri unutturuyorsa yüzün, gülümse. yoksa bütün çiçekler solacak biliyorum. dudaklarında patlayan bir fırtına gibi. beni üzen ne varsa al götür içimden. şayet şu dünyada birkaç parça güzellik kalmışsa, hepsine senin yanında maruz kalmak isterim. bitmeyen bir zamanda, lanet bir sabahın gelmediği o gece vaktinde, gül ve beni yalnız bırakma.

uzun süredir bir kenarda beklemekteyim. bu süre zarfında sonsuz kez kırıldım. sonsuz kez toparlanmaya çalıştım. her seferinde aynı yerimden kanadım. aynı yerimden daha çok kanadım. acı varmış her daim. anladım. ne yazık, alıştım. alışmak bütün eylemleri bir bir çarmıha geriyormuş. anladım. 

düşerken tut beni. severken öp. üşürken sar. ama üzme artık beni. elimde kalan birtakım anların doğurduğu hüzünden fazlası değil. isterdim ki gözlerinin güzelliği göğsüme dolsun. lakin ne kadar mutsuzluk varsa boğazımda düğümlenmiş. göğüs kafesime baskı yapan birçok acı var. ölümün dizlerine uzanmış gibiyim. sanki varlığım bir yanılsamadan ibaret. kimse görmüyor. yüreğimden ölü kuşlar çıkarıyorum her sabah. bu, kentin kalabalığına karışmak gibi bir şey değil ve yalnızlığına boğulmaktan daha farklı. kendi içimde ayrılıyorum. dağılıyorum. hüzne karışıp göğe yükseliyorum. yağmur olup yeryüzüne yağıyorum. artık ayağımdan tutup da bataklığa çekmeyin. daraldım. bu bir istek değil. beklenti de denemez. umut etmeye gücüm de kalmadı. henüz adını koyamadım. belki bir gün bunun da literatürde bir anlamı olur. çünkü anlamsızlığım bir dağ gibi. alaska'yı yaşayabilirim.

ah şu ellerim, nasıl da hasret ellerine. bundan daha da ileri gitmeyeceğim bu sefer. ve hiçbir zaman da anlamayacağım; nasıl bir gerekliliktir, gitmek. bu konulara fazla girmek de istemiyorum, yaralarım ayaklanacak yoksa. oysa çürüyen bir şeyler var bu odada. tut ki mutluluğumdur. tut ki ruhumdur. neden uzak bu kadar cennet? uçurumlara yakınlığım yüzündendir. tanrım falsolu bir ıstırap yarattım bu paragrafta. umarım okurken kafan karışmamıştır. çünkü böyle olsun istedim.

saat 02:09 ve yalnızlığım kendini hatırlatıyor. çünkü yalnızlığım gıcırdayan bir yatak gibi her gece rahatsız etmeye başlıyor beni. durması için ısrar etmiyorum. durmayacağını biliyorum. o yüzden ben kalemi bırakıyorum artık kenara. affola yazdığım birkaç cümleyle kalbini kırdıysam. ama bir kalbin olduğunu hatırlatmak istedim sana. bunu da bir dipnot olarak geçiyorum buraya. arka fonda "damien rice" çalsınlar. ricamdır. söyle kırmasınlar.

2 yorum:

  1. Öyle süslü kelimeleri pek beceremem. Ama seninle bir gün tanışmak isterim. Ya da sen bir bankta oturmuş sigaranı imha ederken de izleyebilirim seni uzaklardan. Belki karşılaşırız hiç bilmediğimiz bir sokakta yanından geçerim belki sessizce. Sana bir kalem hediye etmek isterim, en çok ihtiyacın olan şeylerden biridir tahminen. Bu arada saçmalamak da dünya markasıyımdır, görüldüğü üzere. Cümleleri de pek bitiremem düşünür dururum saatlerce... Yüreğinin şiirler kadar özel kalması dileklerim ( nokta )

    YanıtlaSil
  2. Keske.bi gün.benim için yazsan

    YanıtlaSil