öyle uzun hikayeler dinlemişiz ki sanki, ne zaman bir hikayeye kahraman olacak bir konuma gelsek, sonunu yaşamadan tahmin ederiz. sanki bir köprünün başından sonuna yürüsek, sonundan başına yürümüş gibi hissedeceğiz. bir yabancının uzattığı sigarayı yaktıktan sonra, her şeyin başladığı o anı düşünüp bütün köprüleri yakmaktan daha feci bir şey yapamazdık oysa. oysa köprüden tek başına geçmektense, köprüden hiç geçmemek daha mı iyidir? şimdi durup düşünmekten başka bir şey gelmiyorsa elimden, durmaktan başka ne yapabilirdim ki? kararsızlığın karşısına geçip bir sigara yakarak hayata küfür edebilirdim. bunu yapmaktansa hayatı hiçe saymak da geçmiyor değildi içimden. bu diyarların bir uzunluğu varsa yeryüzünde, oraları yürüyerek geçmedikten sonra ne anlamı kalırdı? bir şarkının en güzel kısmına eşlik etmesek, şarkıya saygısızlık etmiş olur muyduk? peki ya sen beni görmezden gelerek şu yeryüzünde beni soyutlamış mı oluyorsun? biliyorum senden geçmek kolay değil lakin senden geçmek isteyen kim? dağılmış saçlarından, parmak uçlarından veya göğüs kafesinden uzaklaşmak isteyen kim? yağmur yağıyorsa şu an yağan yağmura karışıp bir anlam kazanmak isterdim şayet saçlarına dokunabiliyorsa tanelerim. gecenin tam ortasında durup kentin yalnızlığına karşı bir şiir okurdum, kendi yalnızlığımı unutmak için. her şiirin sonunda tökezlerdim. bakışlarına maruz kalmak isterdim. içinden geldiği gibi olan bütün davranışlarına dokunmak isterdim. peki ya karşımda dururken suretin, dokunamamanın verdiği acıya eş değer midir diğer acılar? seni sevmenin sonsuz denizinde sürekli kulaç atıp yorulmaktansa, yokluğunun bataklığında çırpınmamak daha mı iyidir? şimdi her şeyi bırakıp karanlığın içinde oturuyorum yere ve soruyorum kendime, tezer özlü okuduktan sonra nasıl aynı kalabilirdim ki? ne kadar parçalanmış yanım varsa alın gidin artık. ne kadar mutluluğum kalmışsa iç cebimde alın gidin artık. hepsi sizin olsun. kurtarılmak değil derdim, bir bakıma kendime kalmak isterken kendimi de aramaktan yoruldum ve kendimi de nerede unuttuğumdan bir haber dolanıyorum öyle şehrin boş sokaklarında. belki de kan pompalamaktan başka bir işe yaramayan kalplerinizden kaçıyorumdur. o soğuk ve bir o kadar da adi kalplerinizden. kaçışlarımın hiçbirine bir isim vermedim. verseydim şayet yeni bir acı doğurmuş olurdum. yeni bir acı daha ve yeni bir acıya daha gebe kalırdım sonra. şimdi size sormaktan öte, yakınıyorum; karanlıkta oturup size uzanan bir eli beklemenin ne anlam ifade ettiğini bilemezsiniz. gıcırdayan bir kapının sesine hasret kalmanın ne demek olduğunu anlayamazsınız, kapının önünde durup anahtarınızı aramaktan başka bir çareniz yoksa. ellerimin sigaramı yakmaktan ve kalem tutmaktan başka bir yeteneği kalmamışsa suçlusu ellerindir. kusura bakma bunu söylemek zorundaydım. çünkü ben bu dünyada başkasının elleri nasıl tutulur bilmiyorum. göğüs kafesime baskı yapan tüm çaresizliklerin üzerine bir sigara yakmaktan başka bir çarem kalmamışsa, o sigarayı seninle beraber yakmak isterim. her şey öyle garip bir hal alıyordu ve almaya da devam ediyordu ki ne yapacağım hakkında en ufak bir fikrim yoktu. öyleyse durup düşünmek mi yoksa bunca acıdan sonra ne olacaksa olsun diye yaşamak mı daha iyidir? sabahları uyanıp geceyi beklemenin üzüntüsünü hep yaşarım. sabahların o anlamsız aydınlığına hiç alışamadım ben. belki de ruhumun aradığı şey karanlıktır. mezarlıkta ıslık çalarak kendini arayan bir adam oldum. ölülerin ayaklanması bekliyormuş gibi. aralarından kendini seçmek istiyormuş gibi. bunu öylesine arzuluyordum ki bir bakıma hayatta olduğuma bir kanıt arıyormuş gibiydim. kendini orada bulmak mı çare yoksa aramayı bırakmak mı? emin değildim. aynanın karşısında yabancı hissetmek gibi. geri dönmek isterken yolunu kaybetmiş gibi. ne zaman kendimi bir cümlenin altına yatırmak istesem sürekli hüznüm göze çarpıyor. öylesine yalnız bir adam hayal edin ki; sürekli yanlış anlaşılmaktan doğru olmayı unutmuş gibi. bunun ne demek olduğunu yeryüzünde açıklayacak bir insan evladı yoktur. doğmamıştır. doğsa bile bunun ne anlama geldiğini anladıktan sonra, o ağırlığın altında ezilip terk etmiştir kendisini. şimdi gözlerinde biriktirdiğin uçurumlardan atlarken hayal ediyorum kendimi. buraları çabucak geçelim sevgilim. sigaram bitiyor. karanlık çoğalıyor. son bir defa daha içimi döküyorum. dönüp durmaktan, düşüp kalkmaktan, inanıp parçalanmaktan, arayıp kaybolmaktan, sevip yok olmaktan çok sıkıldım artık. evet, bu sefer bu yolda epey yürüdük. yoruldum ben de. artık bir kenara çekilip dinlenme vakti. eyvallah.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder