Şimdi her şeyi başlattığım o ana döndüm. O
ilk hissizliğime kapıyı açtığım ana. Kendimi bir çırpıda ardımda bıraktığım ve
artık sorgulamaktan vazgeçtiğim. Her şeyin bir yanılgıdan ibaret olduğunu
kendime inandırdığım ve inanmanın en büyük kötülük olduğuna kanaat getirdiğim
ana. Kendimle çelişmekten hiç bu kadar yorulmamıştım. Güçlü olmaya çalışmaktan
hiç bu kadar yorulmamıştım. Umursamaz davranmanın o ezici üstünlüğüne kendimi o
kadar kolay kaptırmıştım ki tanrının beni daha nelerle sınayabileceğini
düşünmemiştim. Kendimi hiç bu kadar dağılmış hissetmemiştim. Parçalarımın
parçalandığını gözlerimle gördüm. Gerçeklik hiç bu kadar yakmamıştı canımı.
Vahşi bir at gibi ufka koşmaktan yorulmak bilmezdim. Şimdi özgürlüğüme dâhil
olmaktan çekinmeyen birinin beni kendisiyle sınaması beni deli gibi korkutuyor. Korkunun bedenimi bu denli esir alıp tüm hücrelerime soğuk duş
etkisi yaratabileceğinin farkına varmak hiç bu kadar sarsmamıştı beni.
Sarsılmaktan başım değil varoluşum ters köşe olmuştu. Yıllarımı verdiğim
basmakalıp yaradılışımı bir anda tuzla buz eden bu durumun geleceğini hiç hesap
etmemiştim. Ben bunları hiç düşünmemiştim. Düşünmekten öte kaybolmaktan
yorulmayan biriydim. Şimdi kaybetmekten korkan bir aptala dönüşmekten
çekiniyorum. Oysa her şeyi başlattığım o ana dönmenin üzerimde oluşturacağı
baskıya karşı koyamayacak gibi hissediyorum. Hissizliğimin sonsuzluğuna bir
sigara yakmaktan daha güzel bir şey yokken, beni yıkan bu hissin karşısına bile
geçemiyordum.
Kaybetmek; bir kelime, bir eylem.
Kaybetmek; birkaç kere, aynı yerinden.
Oysa bir insanı on dört yerinden bıçaklayabilen
bir yokluğun arka planında yatan tüm hüzünlerin simasına aşinaydım. Zamanında
maruz kalmaktan korktuğun bütün duyguların şimdi özlemini çekmekten öte acısını
parmak uçlarında hissederken kalem tutmanın nasıl zor olduğunu bilemezsin. Şimdi
bir kalemi ortadan ikiye kırmak kolay olansa ben parmak uçlarımı kazımak
isterdim. Lakin lirikal birkaç cümleye gebe kalacaksa parmaklarım, bu
olasılığın ağırlığı altında kalamam; bunun yerine ellerine paralel uzanmak
isterim. Parmak uçlarını kazıtmanın nasıl bir anlama denk geldiği üzerine kafa
yorarsak şayet benliğine gölge düşürmek değil de hatıraların üzerine bir çizik
atmaktır; diyebilirdim. Seni bir başkasına değil de kendine uzak hissettiren
mesafelerin derinliğine uzansan ellerinle; dokunabilir misin? Bir başkasına
çıkmasını beklediğin bütün yolların sonunda kendini kaybetmenin çaresizliği bir
gölge gibi düşüyorsa üzerine, yaktığın her sigara kendini arayıştır belki de.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder