23 Şubat 2015 Pazartesi

sessizliğin derin öyküsü

her şey çok belirsiz.

bir akşam vakti eve girdiğimde yüzüme vuran o, yıllanmış yalnızlık. odamın içerisine sinmiş, yalnızlık. oysa hala ilk gün ki gibi taze ve hüzünlü. yalnızlık hüzünlü ve taze, yıllardır. oysa odama hiç böyle girmemiştim, yıllardır.

ben bir kırlangıcım, benim annem ölmüş az önce; ağlasam ben de ölürüm ya.

bir dakika. ne oldu şimdi? odamın duvarları uzuyor; hüznüm gibi. dokunsan ağlarım ya, hoş dokunmuyorsun da. bu neydi şimdi? kim var odada? sessizlik. biraz sessizlik. kırlangıçlar ölür mü bir anda? kim var orada?

şu yeryüzünde bir yer kaplıyorsam, senin yüzünden. her şeyin ötesinde. şu yeryüzünde bir hacme eşdeğerse bedenim, ellerim kollarım, parmaklarım; şu sigarayı tutan parmaklarım. (sigara yaktım)

-derin bir nefes çektim. (öksürdüm)

sahte bir hayat yaşamaktansa, karanlıkta oturup uzaklarda bir yerlerde benim için parıldayan bir yıldızı bekleyebilirim. bu sorun değil. bazen gözlerimi açıp kapattığımda, karanlıktan çok bir şeyleri görme arzusu taşıyorum şu günlerde. bazen küçük bir kız çocuğu görüyorum kalabalığın içinde; saçları örülü, elinde bir bebekle. genelde bu manzara korku filmlerinde olur ama bu beni hiç korkutmaz. neden bilmiyorum. 

-sigarayı söndürdüm. kül tablasında birkaç sigaralık yer kalmıştı.

bazen otobüs duraklarında bekliyorum. insanlar beni fark etmiyor. insanlar o kadar kalabalık ki beni hiç fark etmiyor. o an cebimden bir sigara çıkarıp yakıyorum, dumanı içime çekip dışarı veriyorum. sigaradan rahatsız olan insanlar dönüp bana ters ters bakıyor. bu durumun beni sinir etmesi gerekirken insanların beni fark edebildiğini anlıyorum.

-insanların beni fark edebilmesi için illa onlara zarar mı vermem gerekiyor?

hiç ses yok. istediğim boş sesler korosu değil. hiç ses yok. kafamın içi odamdan daha gürültülü. sesler duyuyorum. kafamın içinde beni tedirgin eden sesler. bir anlam vermek istemiyorum, hoş istesem de veremiyorum. garip bir duru... kim var orada? hiç ses yok. (öksürdüm) hala hayattayım, hayatta olmaya devam ediyorum. bu durumdan şikayetçi değilim lakin hayatın neresinden tutsam elimde kaldı. kime içimi açsam tavsiyelerde bulundu. oysa ben kimseden tavsiye beklemiyordum. göğüs kafesimi biraz aralayıp yüreğimin ferahlamasını istedim ama onlar sürekli bir neden bulup göğüs kafesimi kapatmaya çalıştı. göğüs kafesimi parçalamaya çalışıyordu gerçekliğin parıltısı. lakin gerçekliğin parıltısı beni kör edebilirdi. aydınlığı sevmiyor değilim ama insanların bunu benim düşünmediğimi zanneder gibi yapması beni deli ediyordu.

-ayağa kalktım, perdeyi kapattım.

insanlar beni görmesini istemediğimden değil, sadece böyle seviyorum. keşke insanlar bunu kolayca idrak edebilse. o zaman sokakta yeşeren birkaç çiçeğin daha güzelliğinin farkında olabilirdik. ne kadar masum bir istek oysa. bir dakika. hiç ses yok.

(insanlar bana sürekli mutsuzsun diyor. yalan değil, kabul ediyorum.)

-ediyorum. -ben de. -sen kimsin? kim var orada.

hiç ses yok.

sigaram bitti. birazdan ben de biterim. sonra yeniden başlamak istesem de aslında aynı yerde olduğumu fark ederim. istemediğim bir durumun farkındalığına sahip olmanın verdiği sorumluluk beni berbat hissettiriyor.

sürekli içimdeki boşluğu bir şekilde tamamlamaya ya da bir şeylerle onu daha da yaşanılabilir kılmaya çalıştım. fakat fark ettim ki kelimelere tutundukça; onlardan cümleler, paragraflar oluşturup sayfalara döktükçe içimdeki boşluğu derinleştirmiş, onu iyice dipsiz bir kuyuya dönüştürmüşüm. şimdi durup düşünüyorum da başladığım yerden çok daha kötü bir yerdeyim. böyle olsun gerçekten istemezdim. böyle yaşamak zor bir bakıma. ama intihara meyilli olmanın verdiği sessizliğe sitemkar değilim. sadece tedirginim. (ayağa kalkıp üzerimi düzelttim)

o kadar yalnızım ki; bazen kendimi küllükte unutulmuş sigara gibi hissediyorum. ne kimsenin içinde bir yer bulabiliyorum ne de külümü dökebiliyorum. ne bir eksiğim ne bir fazlayım ama tam olarak da hissedemiyorum. bering denizinin karşısına geçip seyretmeyi değil de ortasında boğulmayı yeğlerim.

-alaskayı öylesine özlüyorum ki. bunu bilemezsiniz.

kalbim sürekli bir şeylerin özlemini çekiyor ama bunlara bir o kadar da yabancıyım. (hiç ses yok)

bir şeyi görebilmek içine illa ona bakmak mı gerekiyor? ben bu duvara bakarken ötesini göremiyorsam ne anlamı var gözlerimin? zaten gözlerim gözlerine uzanamayacak hiçbir zaman. bunun varlığı beni süründürüyor. (öksürdüm)

hiç ses yok. odamın içi o kadar sessiz ki. çıldırmak üzereyim. bir veda metni değil bu lakin belki de birkaç satır sonra dünya yıkılabilir.

-biri beni fark etsin artık. kendimi kaybetmek üzereyim.

ben kötü bir adam mıyım? sakallarımı uzatıyorum birkaç aydır, oysa sırf sen dokun diye. sen dokunmuyorsun. yalnızlığımın sonsuzluğu beni derin bir ıstırabın içerisine sürüklüyor. odanın içerisi çok soğuk. hiç ses yok. sessizlik ve soğuk, bedenime nüfuz ediyor. biliyorum yol bitmez, şiirler bitmez lakin ben bitiyorum.

...

...

hiç ses... kim var orada?

1 yorum:

  1. bence şu ana kadar yazdıklarının en iyisi. ellerine sağlık, muazzam.

    YanıtlaSil