16 Ocak 2016 Cumartesi
saat anonsu
bunları neden yazdığımı bilmiyorum. saat sıfırbirkırkbeş ve hava olması gerektiği kadar karanlık. tam bu anda kalktım ayağa ve oturdum tekrar. kendimi sorgulamaya başladığımın farkındaydım. o kadar dolambaçlı yollara girmeye gerek yoktu. ayağa kalktığımda yapacak hiçbir şeyim yoktu ve dedim kendime; peki ya şu an ayakta durarak ne yapabilirim, sadece kendimi yorarım. o zaman otur yerine aptal herif. özür dilerim. kafam fazlasıyla karışık. aslında karışık değil de. ne bileyim işte. bunun üzerine de çok düşündüm. aslında insanların kafam karışık veyahut aklım çok dolu gibi cümleler sarf ettiğinde sadece tek bir soru sorup dururlar kendilerine ve buna cevap bulamazlar; bu yüzden cevapsız bir sorudan daha fazla karışıklık yaratacak bir şey yoktur bu dünyada. çünkü ne yapacağını bilemezsin ve ne yapacağını bilememek çaresizliktir. çaresizlik insana sigara yaktırır, sigara insana kendini yaktırır. ne dersin bunun adını ne koyalım şimdi? isimsiz bırakalım da belki başka bir çağda bunun adını koyan birkaç hüzünlü ejderha bulunur. halimi soracak olursanız gamdan ve kederden biraz da tütünden çıkamaz haldeyim. birazımı sorgulamanıza gerek yok, günde birkaç paket ve birkaç dal fazlası işte o kadar. bu yüzden diyorum sorgulamayın ki kederim sizi korkutmasın. o kadar da yorgun bir adam değilim. korkup kaçmayın. sadece beni hayata bağlayan hiçbir yaradılışın varlığını hissetmiyorum. o kadar. bunda büyütülecek bir şey yok. çünkü geriye benden kalan hiçbir şey yok. bilmem ki şimdi kendimi size nasıl düzgün yansıtsam. lafın gelişi işte. bunun için kendimi yoracak değilim. neyse. beni bir vefasız derdin içinde sallayıp bırakmışlar. ipimi de kendi boynuma bağlamışlar. saat sıfırbirellidört ve zaman biraz ağır ilerliyor gibi. ama olsun daha yeni başlıyoruz. neye? ölmeye amirim. neye olacak, gayrı safi ölüm hasılasından payımıza düşenin fazlasını sırtlanmaya. küllüğü uzatır mısın? tabii ki. eyvallah. müziğin sesini de aç biraz. sessizlik kulaklarımı sağır ediyor. sağır olursam seni duyamam, buna dayanabilir misin? evelallah. o ne demek amirim. neyse sen devam et ne anlatıyordun? bilmiyorum. ben de pek bilmiyorum bu aralar neyin üzerine uyandığımı ve uyuduğumu. bir gün gelecek ama. kıymetim bilinecek amirim. insanoğlu anlayacak ve diyecek kusurumuza bakma seni fark edemedik. ben o an sinirleneceğim. hayır. sinirlenmeyeceğim. biraz kızacağım sadece. ben diyeceğim, siz; siz diyeceğim onlara. neredeydiniz? nerede kaldınız demeyeceğim çünkü onları beklediğimi zannederler oysa ben onları beklemedim hiç. değil mi amirim. pekala. devam edelim. nerede kalmıştık? nerede kaldınız asıl siz nerede kaldınız, pardon, neredeydiniz? amirim biraz ara verelim çünkü parmak uçlarım titriyor ve bir sigara yakmalıyız. yoksa bu insanlığın sonunu getireceğiz vefasızlıklarını yüzlerine vurarak. haklısın. haklıyım. onlar da haklılar. evet. ama işte bir yolda giderken amirim arkana bakıp duramazsın. anlıyor musun beni? aynada sürekli çaresiz yüzüne maruz kalamazsın. yola bakmalısın yoksa bir uçurumdan aşağıya yuvarlanırsın amirim. toparlayamıyorum, ne kendimi ne de kederimi toplayamıyorum. her yer her yere girdi işte. şimdi nasıl çıkacağız bu kederli tablonun içinden. oysa bizi bir duvara assalar şu an duvarı nem değil gam yıkardı işte, o an yerle bir olur boyasını akıtırdı. çünkü duvarlar ağlayamazdı amirim. biz ağlayabilir miydik? ağladığımızı anlayabilir miydik? anlatabilir miydik ağladığımızı? anlatabilir miydi ağladığımız bizi? biz neyi anlayabildik ki amirim? bunu burada kesiyorum, yoksa bileklerimizi dikine keseceğiz elimizdeki kalın uçlu kalemle. evet. nefes alalım. derin değil kısa bir nefes. fazla derine inemeyiz yoksa boğuluruz. buna dayanamayız amirim. artık daha da derine inemeyiz. böyle giderse yeni bir katman keşfedeceğiz. sonra oraya da gelirler. bizi rahat bırakmazlar. kimler? onlar işte. bizi düşünmeyenler. yanımızdaymış gibi yapanlar. yapma böyle. neden yapmayayım. onların yaptığı gibi. onların yaptığını biz yapamayız. sigara bitti. ağır bir gece oldu gibi. kendimize mi gelsek artık? nerede kaldı ki? kim? gelirim demişti. ne zaman? yıllar önce. sen? yılmadan önce. hatırladığım bu kadar. sözleşmiştik. dedim ona amirim. ay gökyüzünde sen yeryüzünde belirirsin. iyi demişsin. ama fazla derine indik amirim. belki de bizi göremiyordur. suçlama kendini. böyle kurtulamazsın artık bazı hüzünlerinden, kendini suçlayarak kurtulamazsın. ne yapmalıyız? atlamalıyız. hayır. biz sadece düşeriz. en kötü düşüşümü hatırlıyorum amirim. o anı hatırlıyorum. yeryüzüne düşmüştüm. önce rahme sonra yeryüzüne. keşke daha sağlam tutunabilseydim. neye tutunabilseydin oğlum? boşluğa amirim. belirsizliğe amirim. keşke biraz daha derman olsaydı kollarımda. kandırdılar işte bizi. sonunda bunu da dedirttin bana. kandırdılar bizi amirim, güzel bir yer dediler. düşmelisin oraya dediler. dinlememeliydim. beni uyarmalıydın amirim. neden uyarmadın. neden yanımda değildin. ama. tamam. uzatmayalım bu yersiz münakaşayı. saat sıfırikiyirmibir amirim. ne yapacağız? bir şeyler daha anlat. anlatayım amirim. anlatayım. kimsenin olmadığı bir andı. her zamanki gibi. ben vardım. bir de kendim. ha bir de kendiliğim vardı amirim. siz yoktunuz. özlem vardı. biraz hasret. biraz da kül geriye kalan. karanlıktı. ışık yoktu. yalnızdım. elimden tutan olmadı. yanlışı seçmemiştim. yalnızı da oynamak istememiştim aslında. ama bir iftira gibi üzerime attılar sanki ve kendimi bundan temizleyemiyorum. amirim en kötüsü de ne biliyor musun? kahretsin, bununla yaşamaya alışıyorum. korkuyorum hiç silemeyeceğim bu illeti üzerimden. kendimi bir türlü temize çıkaramıyorum. adım çıksaydı keşke amirim, canım çıktı yine de inanmadılar bana. saklandım. kendi içime. kapandım bir boksör gibi. korktum. gardımı çok sağlam aldım. sonra baktım yıllar geçmiş. artık indiremiyorum gardımı, kollarım kitlenmiş. ellerim çözülmüyor, soğuktan. ben böyle olsun istememiştim. bir sigara olsaydım da sönüp gitseydim ama bir sigara bile olamıyorum. buna sigara yakıyorum. söndüremiyorum, kendimi görüyorum küllükte. kafamı çeviriyorum. boynum kırılıyor. yeni bir şey fark ediyorum. unutulmuşum. değersizmişim. ben aslında varken değil yokken değerliymişim. ben onlara elimi uzattığımda o elin hep havada kalacağını zannetmişler, sonra ellerimi göremeyince kollarımı koparma pahasına ellerimi geri istemişler. çözülmüyor amirim. yıllarım geçmiş kendimle. nasıl çözülsün şimdi. affedersiniz. hüznüm büyüdü bir anda. şuramda şişti durdu. devam edemeyeceğim. siz devam edin bundan sonrasına. oturun düşünün biraz. ben devam edemeyeceğim. amirim. eyvallah. bırak kalemi. saat sıfırikiotuzyedi.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder