şimdi birçok hissin varoluşuna inandıktan sonra bunların altında ezilip duran kemiklerin sesi adına birkaç kelam etmek istiyorum izninizle. acı dolu günlerin hatta haftaların, ayların ne yazıktır yılların getirdiği birikimle, keşke kırılsaydım demeyen lakin eğilip bükülmekten dik durmayı unutmuş gururlu kemiklerin sesi adına yazıyorum. herkesin kemiği kendi içinde kırılır ve acısını hissettirir göğüs kafesinde, sonra bekler durursun bu acıya aşinalık kazanmayı. ulan ne acıdır beklemek. bakın bu muazzam bir isyandır. insanın başka biri yüzünden kırılan bir kemiğinin iyileşmesini beklemesi ne acıdır be. kapat şimdi sevdaya açılan tüm pencerelerin önünü ve sigaranı yak azizim. bu saatten sonra biri gelip yüreğimde yangın çıkarmak istese anca uzanır sigaramı yakarım, öyle bir haldeyim. "öyle"nin altını çizmek isterim ve bana bu kelimenin altını çizdiren tüm hisleri oraya gömmek isterim. lakin gücüm yok amirim. ciğerime çektiğim dumanın hızıyla eşdeğer bir yok oluşa sahip olsunlar isterim o hislerin, lakin olmazlar. halimi kendime inandıramazken size nasıl anlatabilirim birkaç kelimeyle. sakallarıma sinen tütün kokusunda bulun beni ve görün halimi. ama üzülmeyin, çünkü ne karar verdiysem arkasındayım, ne kadar kanasa da her yerim pişman değilim. düştüm evet, ama onun için ayağa kalkmaya değmezdi zaten. oysa şimdi hasret ve kül kalır geride ve konuşurum yerli yersiz, affola. yar, yüreğime kan yağar da çekip alamam kendimi oradan; eğer başımı otururum yüreğimin kıyısına ve sigaramın son nefesini alır salarım kendimi kendi yüreğimden aşağıya. bu nasıl bir intihardır azizim? insan kendi yüreğinden düşer mi, bu nasıl bir acıdır ki sen kendini bu kadar derin bir ıstırabın içinde sürüklenirken bulursun, bulamazsın; bulmuş sanırsın ve yanılırsın. yanılgın elini ayağını kırar. çünkü yok artık gücün, kalmamış ellerinde bir derman. hüznüm keskindir ya kanattı yine gece gece gönlümü. yıllar geçti de bir kere arayıp bulamadın ya beni, zarar ziyan şu ömrüme. oysa ben nerede bıraktıysan beni hep oralarda attım voltamı ve orada söndürdüm sigaralarımı. arayıp bulsaydın bir izmarit tanesini, o seni yüreğime kadar yürütebilirdi. sen yürümedin, neden? tütünle harap bitap düşmüş bir ciğerin yoktu sen neden bu kadar erken yoruldun ki? evet, çok sigara içerim ama sen yorulma diye hep yan yana söndürdüm sigaralarımı. ulan ne kadar vefalı insanlar oluyoruz hayatımıza bir vefasız girdiğinde. duraksadım. bu gerçek ve ben ne diyeceğimi bilemedim çünkü acımdan sarsıldım ve kelimelerim dağıldı sağa sola. birkaç tanesi yüzüme çarptı sabahın ilk ışıkları gibi; yırttı suratımı, parçaladı tenimi. yalan dolan bir şey yoktu sen neden dolandın öyle kendi kendine? tamam. kaburgama yaptığım bu baskıya devam edemem artık dönerim acının köşesinden şimdi. sigaramı yakarım ve arkama yaslanırım. devrildim azizim. unuttum bir anlığına kendimi, yüreğimin ucunda olduğumu unuttum. ne gariptir azizim seni bu denli acının içine sürükleyen insanın simasını bir anlık aklına getirince her şeyin varlığı ters köşe oluyor içinde. anlamıyorsun ne olduğunu. bu böyle lakin ben artık böyle değilim. çünkü geçen zamanla geçirdim zamanımı hep ve bıraktım kendimi onları düşündüm. artık bir başkasının varlığı için kendimi yok edemezdim. bunu öğrendim. ne acı bunun mecburiyetine teslim ettim kendimi. bunu yaptım. yaralandık, yaralarla tamamlandık.
(derin bir nefes aldım)
harap bitaptık, zarar ziyandık; belki işe yaramazdık ve hep yalnız kaldık ama kendimiz olduk, başka biriymiş gibi davranmadık. çünkü olması gereken buydu ve hayatımıza giren insanlar bize bunu kanata kanata kanıtladı. her seferinde bu acı gerçeğin varlığına düşeceğimizi bile bile kendimizi yok sayıp yürüdük o yolu. acının üzerine doğru, vahşi bir at gibi yorulmadan. ve şimdi perişan bir halde sokağın köşesine oturup anladık, hiçbir şey değişmeyecekti. kim yürütürse yürütsün o yolu, geçip karşısına bakmadıktan sonra ayaklarının altına, kimse değiştiremeyecekti bu yolu. bak yine hatırladım ve yoruldum. biliyorum siz de yorgunsunuz. ama ben artık son defa eğdim başımı ve bıraktım her şeyi. çünkü biliyorum ve tekrar tekrar söylüyorum; seninle bir yola çıkılmaz, seninle anca bir yolda karşılaşılır. demekten yorulmadığım insanlar girdi ömrüme. kırıldı gönlüm fazlasıyla. üç kelime, dört kelime. üç harf, dört harf. her şekilde kanatabilirim yaranızı, çünkü lanet olası gerçek bu azizim. bunu biliyorsun ve değiştiremiyorsun. değiştiremediğine yandığın en acı şeyse zaman. bir dakikalığına ara veriyorum şimdi. kemiklerimin ağrıdığını hissediyorum artık. ve burada bırakmak zorundayım, kusura bakmayın vesselam. eyvallah hepinize. ben bir sigara daha sarmaya gidiyorum şimdi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder