11 Temmuz 2015 Cumartesi

anlatıyorum amirim

geçen zaman değil, geçen umudummuş. zamanla eskiyen umut tohumları kopuyormuş aslında içimden birer birer. bense yüzümde artan sakalın ve parmaklarımda sistematik olarak artan titremenin etkisiyle geçenin zaman olduğunu zannetmişim. düştüm. fark edemedim amirim, kendimi şimdi bir kusmuk gibi soğuk mermere yapışmış bir şekilde buldum. bu durum beni çıldırtıyordu. ama kendimi kazıyamıyordum mermerden. ayağa kalkmak istedim lakin yapamadım, içinde bulunduğum çaresizliğin o iğrenç kokusu başımı döndürüyordu, ayakta duramıyordum, düşüyordum. düşüyordum amirim, tutunamıyordum. hayata tekrar tutunmak istediğim yerden kırıldım. öyle bir yerden kırıldım ki sanki bir daha dik durmanın terimsel anlamını bana kimse öğretemezmiş gibi. bu nasıl bir gece böyle? bu nasıl bir kahır gelip de çökmüş sigaramın ucuna. her nefeste yalnızlığın içine çakılıyorum yeniden. amirim, ne zaman akan zamanla bir derdimiz kalmayacak? söylesene bana, insan aynı yerinden kaç defa ölebilir? bunu sana defalarca soruyorum, ama her seferinde aynı yerimden vuruyorlar beni. affet insanız dedik ama affedin insanlığınız nerede kaldı? emin değilim artık kopan yerlerin yeniden dikiş tutacağına. hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını öğreten bazı hüzünlerin ağırlığı altında ezildiğimiz günlere geldik. daha kaç defa daha bitmedi diyeceğiz demekten yoruldum. o kadar derin bir denizdeyim işte. yerimde olsan, kendini terk ederdin belki de. şimdi biraz ara verip sigaramı yakıyorum. çakmağa uzanıyorum, nefes alıyorum. derin bir nefes almak gerek sigaradan ki hayata bir anlığına ara verelim. sigarama çöken kahır parmak uçlarıma bulaşıyordu. gecenin ortasında bir sigara yaktım, üzüntüm nüksetti; göğü ikiye ayırdı dumanım, bulunduğum şehri katletti. yanan sigaramdı ama yüreğim alev aldı. katliam gibi bir şeydi. ama kimse sönüp kaybolmadı, yandığıyla kaldı. haydi anlat şimdi onlara her şeyin nasıl darmadağın olduğunu. bu sefer solumda bir boşluk oluştu, fiziksel olarak sola değil yokluğuna devrildim. hadi buna ağla şimdi ve ruhunu sat sıradan bir hazza. duramıyorum amirim, elimde değil. bundan sonra aşk dediğin bacak arasından akan sıvının kuruma süresiyle eş değerdir gözümde. kapatırım kendimi, kimsenin göremeyeceği bir yerde muhafaza ederim artık bende sağlam kalan ne varsa. buna biraz da olsa hakkım vardır değil mi amirim? yeryüzünde inancımı taze tutan şeyler birer birer kopup gidiyor içimden, ben engel olamıyorum. allah kahretsin amirim, göğüs kafesime takılan bir kanca var ve beni bilmediğim bir çukurun içine çekip duruyor. çıkın artık düşlerimden, rahat bırakın beni. kanımda eksilen bir şeyler var, hissediyorum güçsüzleştiğimi. duraksadım. etimden kopan bir parça tam gecenin ortasına düştü, nefesi gri kokuyordu. tam dokuz yerinden bıçak darbeleriyle parçalıyorum onu. hemen yok olsun diye. şaşkınım. her darbede kopan parçam değil benim canım acıyor. anlam veremiyorum amirim, bileklerim güçsüzleşiyor. bu durum git gide zorlaşıyor. oysa kendimi sakındığım ne kadar duygu varsa bir anlığına bırakmıştım kendimi, okyanusta boğulmadım da içtiğim su da nefessiz kaldım amirim. bir kaos gibi geçip gidiyor şimdi içimden yeminli birkaç hatıra. solumdan. soluğumdan akıp giden ölü atlar var. eylül bitti. durma bana küfret. toparlayamıyorum amirim. kalemi kılıç sanıp göğsüme saplıyorum. deniz çıldırdı amirim, sular çekildi; kumsalda tek başına çırpınan bir yüreğe sahibim artık. üşüyorum. biliyorsun amirim, gecelerimi aydınlatan bir ışıktan bahsederdim sana, bir kısrak kadar güzeldi beni o doğursun isterdim tekrardan. ama bitti gibi. içimde hala bir şeyler var gibi. ama bitti gibi. fonda çalan hüzünlü şarkının kucağına bırakıyorum kendimi, üzerimi çıkardım. mırıldanıyor beni notalar bir senfoni gibi. beni duymuyor notalar, etim parçalanıyor. fiziksel olarak dağılıyorum. ne olacaksa olsun artık derken ellerim titriyor. kalemi düşürdüm amirim. yapamıyorum. su içmem gerek. uyuşuyor odamın duvarları ama sabaha daha çok var. bir yumruk gibi sıkıyorum şimdi kendimi keşke beni yerle bir eden tüm acılarım yok olsaydı. sıra son dörtlükte değil mi amirim? isyan edeceğiz. kabuk atacağız. son ki üç dört amirim, ayaklarımızı ileriye götüren tüm zerafetlerin üzerine basıp geçeceğiz. çünkü biz çay içeriz biz ucuz tütün içeriz. yeter ulan. hayatım kangren olmuş. kendimi bir çay tabağında salah ederken bulmalıyım. senin neyine ulan birinin hikayesine dahil olmaya çalışmak. senin bütün iyi niyetlerini gecenin en güzel yerinde çarmıha gerdiler, görmedin. görsen ölürdün amirim benim iyi niyetlerimi öyle. ben göremedim. beni uyarmalıydın amirim. bana demeliydin amirim, sen onun hikayesinde başkasının gölgesiydin hep; sen ona ulaşmaya çalıştıkça başkalarının hatıraları araya giriverdi hep. sen öznesi belli olan cümlelerin virgülle ayrılmış yerlerinde soluk alıp vermeye çalıştın hep, demeliydin bana. sana güvenmiştim amirim, sen de bıraktın beni. artık kalbim öne doğru düşüyor, onu tutamıyorum. uyurken ismimi unutuyorum. hırpalandım amirim. ama son birkaç şey söylemek istiyorum. bende kalan birkaç hüznün kelamını bırakıyorum amirim. onları da bırakıyorum. biraz dağınık oldu affet beni amirim. şimdi bir akşam vakti rüzgara karşı yakarken sigaramı düşünür dururdum öylece, kafamda dönüp duran binlerce düşünce oluşurdu; beni tedirgin eden lakin ben gider cımbızla ayıklar bulurdum birini, ona düşer onu kurardım kafamda; gözlerini, gözlerinde yansımasını görmek istediğim beni. oysa ince bir sızı gibi geçip giderken günler ömrümüzden ben tutup durdurmak isterdim herhangi birini ve seni koymak isterdim içine. sonra beklerdim zamanı durdurmanı lirikal parmak uçlarınla ya da denize paralel uzanan saçlarınla. çünkü olması gereken buymuş gibi düşünmek isterdim veya hayat bana bunun olması gerektiğini öğretmiş gibiydi. bazen bazı şeyleri yapman gerekirdi. acı bir gerçek gibi önüne çıkardı bu ve sen onu bir izmarit gibi kül tablana basmak isterdin, olmazdı. olduğu bir rüyayı görmek ve o rüyadan uyanmamak isterdin ama bu acı gerçek her daim bir kabus gibi çökerdi göz kapaklarına, sen gözlerini kapatmak istemezdin. göz kapakların taşıdığı yükten yorgun düşmüş iki kırlangıcı anımsatırdı; ağlasan ölürdün, bunu bilirdin. lakin insanlar fark etmezdi. öyle işte amirim. bu hayata tutunmak bize göre değilmiş. biraz geç oldu ama anladık.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder