19 Ağustos 2017 Cumartesi

evet. şimdi. ne olacağına karar vereceksin. sen. ben değil.

yeniden. geçen o kadar sürenin ardından. akan zamanın sancılarını avuçlarında hissettikten sonra. yakılan her sigaradan sonra bir tane daha yakmadan önce geçen zamanda. hiçbir şeyin olmadığı ama en ağır hissettiğin o boşlukta. yeryüzünde bir boşluğa tutunmaya çalışmaktan daha aciz bir durum varsa o da bu boşluğa tutunamamaktır. bir boşluk içinde yer edinmesi gereken. lakin bir boşluktur seni içinde yer edinen. fiziksel olarak bir boyut sağlaması yok. enine beş metre yada boyuna iki metre falan. herkesin boşluğu kendine diye bir şey de yoktur. şu hayatta bir boşluk yaratırsan kendine, kendin için. gecenin ikisinde ya da hiç tanımadığın insanların yanında. aslında bir eylem içerisindeymişsin gibi ama bu sadece kendini oraya ait hissettirmekten öte değilmiş gibi. arıyorsun. sürekli olarak bir yol arıyorsun. dolabı açtın ve dolapta bira var. aldın ve içmeye başladın. ya olmasaydı? içmeye devam ediyorsun. bitti. şimdi ne olacak? anladın mı? bir boşluğu yaratmakla onu yıkıp geçmek arasında farklı hikayeler vardır. çünkü onu yıkıp geçemezsin. bir boşluğu yıkmaya çalışmak ne anlama gelir? şu modern çağın içerisinde, gökdelenlerin önünde, kalabalık otobüs duraklarında, bir kıraathanede, çift kişilik yatağında, ya da daha önce hiç geçmediğin bir sokağın ortasında. gölgen seni bir gece vakti takip edemez, lakin yarattığın boşluktan kaçamazsın. bir baloncuk de mesela. henüz ağırlığını ölçemediysen ona bir baloncuk de. patlatmaya çalışırsan, patlatmakla mı geçer ömrün yoksa bir sigara gibi söndürebilir misin onu da? sürekli onu düşünürsen, sürekli aklının ortasına çivi gibi çakılmış bir boşluk yer edinmişse, düşünmek onu büyütmez mi? o zaman yitir. yitir. yitirebilirsen. kendini mi? aklını mı? kararsızlık. cesaret. eksik. yalnızlık. duraksama. yeniden yalnızlık. kararsızlık. bir duraksama daha. etrafında kimse yokken. sen ne yaparsın? bunu kendine sorsana? ama cevap verme. cevabı bul, sessizce. ne kadar zaman alır? durdum mesela. çünkü takıldım. ayağım değil, düşünceme takıldım. düştüm ama canım yanmadı. farkındalık mı kazandım? hayır. boşluk büyüdü. en son ne zaman kendim için bir şey yaptım? ya da yapmak istedim. yapamayabilirim. ama yapmak istedim. ne zaman? boşluk yine büyüdü. kendini kaybetmekle kaybolmak arasında ince bir çizgi var. çizginin yerini göremezsen kaybolursun. bak işte o zaman hikaye farklı bir hale bürünmeye başlıyor. eğer kendini kaybedersen, bir sorumluluğun kalmaz, kolayca kaçabilirsin her şeyden. yoksa istediğimiz bu mu? sorumluluk almamak ve her şeyden kaçmak. o zaman kendimizi mi kaybetmeliyiz? çözüm? bu boşluktan da kaçabilir miyiz o zaman? çıldırtıyor çünkü. tırnaklarımın söküldüğünü hissedebiliyorum ama tırnaklarım hala yerinde. bu daha kötü. çünkü görebiliyorum. tırnaklarımı. hala yerindeler. ama acı. acı da gerçek. olmayan bir sancının acısını çekmek. kendi yarattığım boşluğun içinde. kendi vücudumda. sebepsiz yere. sürekli olarak. acı var. acı çok. acı bitmiyor. sancı. sancılı. güneş doğuyor. gece olana kadar. sancı var. acı gerçek. sancı baki. boşluk duruyor. ben nerdeyim? sürekli. acı var. sancılı. tırnaklarım. boşluk. bira? duraksama. duraksadım. kalakaldım. insan kendi içinde sürekli olarak bir anda kalakalır mı? ben kaldım. zaten kalakalmak bir anda olur. o zaman aklım da sarsılıyor. fren sistemi gibi mi? motorlar duruyor. fren ve akıl güm. vücut yerinde. bir şeye mi çarpacaktım? neden fren? bir anda. boşluk? çünkü göremiyorum. mesela birayı görebiliyorum. elime alıyorum ve içiyorum. hissedebiliyorum soğukluğunu. ama boşluk? onu da görebilseydim karşıma alıp konuşur muydum onunla? bir dakika. hangi şarkı çalıyor? evet. joaquim. her zaman o çalar. çünkü o benim hayatımın melodisi. melodram. ne kadar güzel bir kelime. kelimelere gereken değeri vermeliyiz. insanlarda bunu başaramadık bari kelimelere karşı saygılı olalım. onları sevelim. onları iyi kullanalım. insanları da kullanıyor muyuz? ne için? birini sevmek istemekle onu sevmek arasında çok uzun bir yol ve zaman var. birini sevebilirsin elbette. birden fazla kişiyi de sevebilirsin. bunları aynı anda da yapabilirsin. ama birini sevmek istemek. bunu önce kendine inandırıyorsun. düşünsene. birini sevmek istemek onu sevmekten daha güzel. güzel mi? kelime bulamadım. siz bulursanız orası için bana bir kelime ısmarlayın.(şayet okursanız) şarkıyı loop yapmışız. bira. bir tane daha varmış. merhaba. ben de buradayım. fark etmedin mi? bir saattir konuşuyorum. e sigaranın dumanını da mı görmedin? yine geldik mi başa. en başa. başladığımız noktaya döndük. yürüdük. yürüdük. onca yolu yürüdük. aklımızda. sonra yine başa döndük. yorulduk. çok yorulduk. ama yorgunluk geçer. peki ya zaman? o yüzden önce istemeli. istemeden ayağa bile kalkmamalı. sonrasında pişmanlık olmasın. olsun mu? rakı var. kaç kadeh bir terazide pişmanlığa göre ağır basar? hiçbir kadeh. hiçbir şarkı. hiçbir uyku. o zaman bir başkası. tanımadığın ama sana benzeyen ya da benzemeyen. bir bakıma dokunabildiğin başka bir ten. yabancı bir ten. mesela kalçasında gamzesi olan bir ten. saçları uzun bir kadın ya da kısa. yatağa uzandığında sabahların varlığının yok olmasını istediğin bir kadın. en sevdiğin şarkı çalıyorken arkada. biraz da sarhoşsun. durdun. ona baktın. yataktaki çarşafın onun vücudunun etkisiyle kıvrılmasına baktın. en azından bir gün. en azından bir gün dedin. bugün. işte şu an. yalnız değilim. biri beni anlayacak. biri benimle beraber şu hayatta bir olacak ve tarihte bugün benim yalnız olmadığım biri tarafından da olsa bilinecek. seviştin onunla. çorapların yerde şekilsiz bir şekilde dururken. bira şişeleri etrafta kokarken. en sevdiğin posterin bir köşesi hafif açılmışken. diğer tüm insanlar nefes alıp verirken. şimdi unuttun mu? boşluğu. yoksa onun vücuduna dokunurken yıkıp geçtin mi? yoksa zaten boşluğun içinde miydin? peki ya yine de onu hatırladın mı? hatırlamadıysan bir şeyleri yıkmışız demektir. burada ayrılabiliriz. hatırladıysan şayet bir sigara daha yakıp devam edelim. bir gün evden çıkıyorsun. akşam vakti hafif bir rüzgar. güzel giyinmişsin. hiçbir şey umrunda değil. içmeye gidiyorsun. sarhoş olmakla olmamak arasında kalmayı içerken kararlaştıracaksın. en sevdiğin bara girdin. sesler. suratlar. ıslanmış masalar. gürültü. belki müzik. farklı kıyafetler. yarın yok gibi içen insanlar. bir bira içip kalkanlar. garson. sipariş. masana yerleşme. ve tamam. başlıyoruz. sigaranı yaktın. saçlarını düzelttin. birandan bir yudum aldın. etrafa bakındın. konuşan insanlar. etrafa bakınan insanlar. göz göze geldin. bekledin. kafanı çevirdin. şimdi? hangi insan bugün sana eşlik edebilir. güven mi? hayır. cesaret? hayır. bulamadın. bir tane daha içtin. bir tane daha. sarhoş olmak istedin. hala aynı insanlar. şanslıysan belki daha farklı. peki ya sonra? tamam bir tane daha. bir tane daha. pakette iki tek kaldı zamanlamanı yapıyorsun. eve yalnız döneceksin. anlaşıldı. o an mı geldi boşluk aklına? yoksa hep var mıydı? evden neden çıktın? eve neden geri dönmek zorunda kaldın? yoksa hiç o boşluktan çıkmamış mıydın aslında? para harcadın. sarhoş oldun. insanların içine karıştın. onlar neden peki bu boşlukta değildi? ya da boşlukta mıydı? aynı mıydı boşluk? evet mi? burada hesabı ödeyip kalkabilirsin. hayır mı? birer tane daha söyleyip cila yapalım o zaman. evrensel olan nedir? müzik? acı? sevinç? hüzün? mutluluk? bir dakika, şarkı çalıyor, evet joaquim. hala devam ediyor. hayatımın melodisi. telefonuna baktın, mesaj yok. belki birkaç gündür yok. belki istediğin bir mesaj yok. beklediğin bir mesaj var mı? yoksa içmek de haklısın. varsa işin zor. atmıyorsun da. sarhoşsun yine de atmıyorsun. ne fark eder diyorsun? olsaydı olurdu zaten. olmasa da olur. olmadıysa olmuyordur. olmaması belki olmasından daha iyidir. ama olsaydı be. olmalı mıydı? ama olmadı. o zaman? kalan ikiden birini yaktın. duraksama. saçlarını düzelttin. o an hayatında olan insanları düşündün. hepsini bir teraziden geçirdin. sayıyı azalttın. yerini sorguladın. etrafına baktın. zamanı kontrol ettin. geçen zamanı. sigaranı içmeye devam ettin. eve dönmen gerek. yatağına. soğuk ya da sıcak. toplu ya da dağınık. kendi yatağına. belki dün bir yabancıyla seviştiğin, belki tanıdık. belki hiç sevişmediğin o yatağına. döneceksin. birkaç sokak yürümen gerek. yolu uzatmak istedin. kafanı dağıtmak istedin. belki kafan güzel. çünkü içtin. epey içtin. sigaranı söndürdün. sokağa çıktın. etrafa bakındın, soğaka karar verdin ve yürümeye başladın. kulaklığı taktın. bir şarkı açtın. joaquim. hoşuna gitti. şarkının mekanda çaldığını düşünmüyordunuz herhalde. in your mind. tabii sokağa çıktığında gökyüzünden gelen bir melodi olarak duymak, fiziksel olarak duymak hoş olurdu. ama olmuyor. bir iki sokak yürüdün. mekanlar. bir sürü insanlar. tek. çift. daha fazla. grup. insanlar. herkesin farklı bir hikayesi. hepsini bir bir geçtin. zaman da geçti. biraz. belki epey. ne kadar yürümek istediysen. ama sonunda o sokaktan döndün. bir anda sokaklar bitti. o en tanıdık sokağa girdin işte. yürüdün. kapıya geldin. artık dönecek bir sokak kalmadı. her şey bitti. yanında kimse yok. kafan güzel. son bir sigaran kaldı. paranı biraya verdin. ama hesaplamadın. (hesapladıysan buraya kadar gelmene gerek yoktu) evet. kapının önündesin. şimdi ne olacak? ya da ne oldu? olmalı mıydı? olması için miydi? olmadığı için mi yeniden denedin. ne yaptın? yürüdün. geldin. durdun. burdasın. bitiş noktası. her şey bitecek. yatağına döneceksin. kapıyı anahtarınla çevireceksin, huzursuzlukla açılacak kapı ve o yıllanmış yalnızlık rutubet gibi suratına vuracak. ne yapacaksın? kapının önündesin. açtın kapıyı. ışık yandı. fark edildin. senin yüzünden mi? yoksa yaratılan boşluğun mu? unutmuş muydun? yoksa zaten yürürken sadece o boşluğun içinde miydin? düşün. ben son sigaramı yatağıma sakladım. sen ne yapacağına karar ver. eyvallah.

kaygılarımla. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder