birkaç adımda geçilecek yeryüzü, bizi nasıl etkiler? şimdi yakılan sigaranın iki saat sonra yakılacak olandan farkı nedir? ufak tefek detayların üzerinde yürürken kesilen ayak tabanları. sonrasında sağlam adımlar atmaya çalıştıkça vücuda vuran acı eşiğinin artması. bir şeylere sebep olan birtakım nedenler. nedenlerin sürekli olarak odanın etrafına dağılması. bakış açının daralması. sonra kayboldun. ya da öyle olduğunu sandın. kendini en sevdiğin müziğin ritmine kaptırdın. savruluyorsun. olmak istediğin yerlere gitmek için olmak istemediğin yerlerden geçiyorsun. hayat seni bununla sınıyor. sabırlı olmak istiyorsun, ama yollar bitmiyor. senin de çok keyfin kalmamış. belki birkaç canın kalmış. şarabın azalmış. keyfin iyice kaçmış. hala olduğun yerdeymişsin. ya da olmak istemediğin yer aslında her yermiş. önünde duran şu uçsuz bucaksız yeryüzünü daha tanıyamamışsın. ama zamanın da geçmiş. geçtikçe yıkılmışsın. yıkılırken, yıkılmaya devam etmişsin. çünkü öyle olmasını istemişsin. müzik hala çalmaya devam ediyormuş, ya da sen çoktan başa almışsın. bilmeden. ya da bilerek. sonra farkındalık kazandıkça boşluk genişleyecek. ki senin hayatın yan yana duran iki koca hiçlik arasında savrulup duran bir gerilim hattı olacak. seni ayakta tutan da bu gerilim olacak. bir şeyleri öğrenmeye devam ettikçe gerilim artacak, bu iki koca hiçliğin arasındaki mesafeyi azaltacak. sen bir şeyleri öğrendikçe yaşam alanının daraldığını hissedeceksin. ki "yaşamakta olman bile bir ön yargıdır belki" diyor bıyıklı. ben bıyıklıyı severim. sen de sevmesen bile hak vereceksin. bilinçleneceksin. bilinçlendikçe bir döngüye gireceksin, aslında hiçbir şey öğrenmemen gerektiğini hissedeceksin, ki kendi zirvene ulaşasın. kafanın içinde sürekli dönüp duran sivrisinekler gibi düşünceler aklını karıştıracak. bu bir övgüdür. deliliğe. sen belki beceremeyeceksin. bir çiçek koparır gibi, onu söküp atacaksın. müzik hala çalıyor mu? sürekli başa dönüyorum, belki daha da geriye. ilk başladığım noktanın da gerisine. ilk anın da gerisine. sonra tekrar ileri itmeye çalışıyorum hayatımı. geriye dön ve ileriye it. hayat sürekli hayatımın önünden gidiyor ve ben onu takip etmeye çalışıyorum. arkasından bakıyorum. gerisinde kalıyorum. belki birkaç sokak, belki birkaç şehir, belki de birkaç çağ. bu döngü gerilimi arttırıyor. her şeye rağmen ayakta kalmak istiyor musun? bazan doğru noktalarda durup sigaranı yaktığın zaman, hayatı daha net, daha berrak gözlemleyebiliyorsun. nasıl koca bir yalan ya da kocaman bir palavra olduğunu kavrıyorsun. belki ondan kurtulmak istediğin bir kabus gibi gelecek, belki de ulaşmaya çalıştığın bir dağ manzarası gibi gelecek. ama öyle anlar yaşayacaksın ki içinde bulunduğun durumda, bazan kaçmak istediğine ulaşmaya çalışacaksın. bazan ulaştığından kaçmak isteyeceksin. ulaşırken kaçmak ya da kaçtığına ulaşmak arasında geçip gidecek zamanın. bu süreklilik kazanacak. kurtulmaya çalışacaksın. ama ne tarafa gittiğini bilemeyeceksin. çünkü bu süreklilik seni kör edecek. aklın sana oyunlar oynamayacak, aklını şekillendiren sensin. sen kendine kendi duvarlarının arkasından oyunlar oynayacaksın. bunları ben mi istedim demekle de bir ışığa doğru yürüyemeyeceksin. çünkü hayatın istediklerin ve neyi istemediklerinin bilinmezliği içerisinde seni sürekli sorgulayacak. bu bilinmezliğin içinde savrulup duracaksın. bunları aramakla geçecek bazan zaman. sonra bir anda duvara çarpacaksın. yine de en sevdiğin müzik çalmaya devam edecek. (-joaquim) yoksa çoktan kapanmış mıydı? neyse. velhasıl kelam yaşamak eyleminde bulunduğun bir yeryüzünde o kadar fazla yer varken sen hayatını hiçbir zaman tam olarak bir yere oturtamayacaksın. hep bir çıkıntı ya da kaymışlık olacak. ve sen hep kaymış ya da çıkıntılı bir şekilde yaşayacaksın. bunlar senin hayatına hep şekil verecek. dün yaşadıkların bugüne etki edecek, belki bugünü yaşarken ertesi günden sesler duyacaksın. ama sürekli derine, daha derine doğru gittiğini göreceksin. ileriye doğru gitmeyi beklerken, daha da dibe çekildiğini anlayacaksın. bu düğüm çözülmüyor. kral da çözemiyor, bilge de. yine de her şey olması gerektiği ve olmaması gerektiği iklimler arasında gidip geliyor.
gidiyor,
geliyor..
gelirken gidiyor,
gittiği yerden geçip,
geri dönüyor.
ve sen,
yakalayamıyorsun, hep yanlış tarafta
duruyorsun.
-kaygılarımla.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder