29 Ağustos 2016 Pazartesi

kendi gölgeme basıyorum

merhaba, nasılsın? diye başlamak istedim her şeye. gecenin dördünde veya ikisinde. biri bile olabilirdi, gece yarısından sonra herhangi bir rakam eşliğinde olabilirdi. aksi hali kelimelerin dağılmış halidir. aksi takdirde dağınıklığın içinde birbirimizi göremezdik. bir an duraksadım. yazacak bir şey bulamadım. birkaç defa etrafa bakındım. sonra sigaramı yaktım. tam olarak böyle oldu. peki ya sen ve beni biz olmaktan alıkoyan nedir? neden olamıyoruz? bir. yeryüzünde güzel olan ne varsa eksiliyor. kişi başına düşen çimenler azalıyor. seninle eksilmek isterim. ki daha fazla güzelliğe maruz kalabilelim. ki artık ellerim ısınsın. belki. bilmiyorum. halim biraz garip. sürekli aynı döngünün içerisinde sökülüp gidiyorum. evet. doğru kelime bu galiba. sökülüyorum. bir iplik gibi sökülüp gidiyorum. dikiş gibi bir şey değil bu. bir kere tırnağım takılmış. önünü alamıyorum. yanında da duramıyorum. durduramıyorum. azalıyorum. her bakımdan. elli yedi kiloya düştüm biliyor musun? fiziksel olarak da yok olduğuma inanmaya başlıyorum. uyumadan önce göz kapaklarıma sürekli bir kum saati düşüyor. hemen gözlerimi açıyorum. titriyorum. sanırım vücuduma yayılan bir toz bulutu var. hissediyorum. hiçbir şeyi doğru düzgün hissedemeyen ben. ellerin hariç. haşa. ne haddime onları görmezden gelmek. içimdeki bu pervasızca büyüyüp duran toz bulutunu göz ardı edemiyorum. tedirgin oluyorum. bu arada iyisindir umarım. gözlerin de iyidir umarım. saçların. boynuna çarpan saç tellerin. mazur gör beni, hiç bilmiyorum çünkü. ne ben sorabiliyorum, senin okuduğundan da şüpheliyim. yine araya giriyorum ve söylüyorum; dünyadan şüphe ettiğim kadar. evet. sigaramı söndürdüm. bu sefer afili kelimeler ile katran dolu hüzünler yaratacağımı düşünmüyorum. ben varım işte. yetmez mi? başlı başına bir yarayım. kederim. hüzünlü bir güzün gölgesiyim. gelip geçiyorum. sığınmıyorsun bana. ben de kendime dönüyorum. bulamıyorum. sarsıntı. bulantı. karmaşa. kaos. yere kapaklanıyorum. birkaç yaprak yardımıyla. eksiliyorum işte anlıyor musun? yüzüne karşı bağırayım mı? yoruluyorum. sanki göğü ikiye ayırıyorlar sırf beraber değiliz diye. bunun vebaline giriyoruz sevgilim. pardon. bunun vebaline giriyoruz. önümüzdeki nesiller hesabını soracaklar bunun. ama cevap bulamayacaklar. sonra bir gün birisi bunu okuyacak ve gelip mezarımın üstünde izmaritini söndürecek. sana kimse gelmeyecek. çünkü izin vermem. neyse. mezar demişken, düşünüyorum bazan. kendimi kendi mezarımı ziyaret ederken düşünüyorum. sonra elimi yüzümü yıkayıp banyodan çıkıyorum. sen ne sandın? biraz da yaşantım üzerine konuşmak istiyorum. üzerine üzerine. kusar gibi değil ama. sigaramı söndürür gibi de değil. yürür gibi sadece. öncelikle, üzerime oturmuyor. bununla başlayalım istedim. bilin istedim bunu. eksiklikten midir yoksa başka bir şey mi bilemiyorum. ama hiçbir şey tam anlamıyla var olmuyor hayatımda. sürekli bir yanından pot yapıyor. dolu dolu gülemiyorum anlıyor musun? ilk defa böyle bir serzenişte bulundum. biraz tanısan durumun ciddiyetinin farkında olurdun. neyse. bu da bir isyandır. keşke ellerine bulaşsa. neyse. keşke silmek için ellerini yıkamanın yetersiz olduğunu anlasan. neyse. sigara yaktım. yoksa duramazdım. karşıma geçtim. kendi kendimin karşısına geçtim. uzun uzun baktım. bir bütüne bakar gibi değil ama. bir yapboza bakar gibi de değil. gerçekten kendimi tam anlamıyla görebilmek için uzun uzun baktım. nerede kalmıştık? evet. dolu dolu demiştim. yaşantım askıda duran ince bir hırka gibi. hangi havalarda giyeceğimi bilemiyorum. bazan sıcak oluyor çıkarıp elimde taşıyorum. bazan soğuk oluyor üzerine bir kat daha giyiniyorum. ne demek istediğimi anlayabiliyor musun? çünkü uzun uzun açıklayamayacak kadar yorgun ve kederliyim bu konuda. bu ellerim çok üşüyor. saçlarım da epey uzadı, çoğu zaman dağılıyor toplayamıyorum kolay kolay. neden bana bir saç tokasıyla gelmedin ellerinde? sigaramı söndürdüm. kapattım bu konuyu. hava esiyor. bitirelim mi? başlayamadık ki? yıllardır. burada sizlerden ayrılıyorum. yol ayrımı gibi değil. kaygılarımla. 

-kendime hala bakıyorum. uzun uzun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder