anlamlandıramıyorum. gözlerimde bir bütün haline getirmeye çalışıyorum. gerçekten olmuyor. her şey öylesine birbirinden bağımsız dağılıyor ki yeryüzünde, birine bakarken diğerini kaçırıyorum. ben de insanım albayım. hepsine birden nasıl gardımı alayım. sağıma dönüp yüzümü korurken, solumdan vuruyorlar. en çok oradan vuruyorlar. lakin ben yine de en az oraya gardımı alabiliyorum. neden böyle oluyor albayım? insan canının en çok yandığı yere nasıl böylesine duyarsız kalırdı? doğamızda var değil mi? biz buyuz işte. hala bir çerçevede göremiyorum tüm acılarımı. her biri içimin duvarında çatlaklar oluşturuyor. ama uzaktan baksan hüzünlü bir adamım ya. sanki bir tablo gibi içimdeki çatlaklar. karşıma geçip bakarken üzülüyorsun ya hani. sahip olsan bu çatlaklara aklını çıldırırsın albayım. parmak uçlarını yakarsın sigaran yerine. hala toparlayamıyorum. ellerimi sağa sola savuşturuyorum. ama öyle deli gibi değil. sadece nereye koyacağımı bilemiyorum. hayır delirmedik albayım. henüz vakit erken. bir şeyler daha yazıyorum işte. henüz vakit varken. içimdeki çatlakların üzerinden geçiyorum parmak uçlarımla. sızıntı yapıyor. katran akıyor. oluk oluk. damarlarım patlıyor sanki. ama hissetmiyorum. normal bir şeymiş gibi geliyor albayım. düşünebiliyor musunuz? eğer bir insan vurulursa ya da bıçaklanırsa kan kaybeder değil mi albayım? kanının kendi vücudunu terk ettiğini fark eder. bunu hisseder. ben korkuyorum albayım. sanki kan kaybetsem hissetmeyecekmişim gibi. onu içimden akan bir katrana benzeteceğim. bir şey yapmayacağım. ölürken fark etmeyeceğim albayım. anlamlandıramıyorum. neler oluyor? ellerimi çekiyorum çatlakların üzerinden. biraz olsun nefes alıyorum; daha rahat. hayatta güzel şeyler de var elbet. ama dokunamıyorsun. düşünsene. keşke olmasaydı diyorsun. ama var işte. sen yetişemiyorsun. nereye kadar? yine beceremedim.
yavaşça. sessiz sakin. arkamdan. yaklaşıyor. hissediyorum. birazdan dokunacak omzuma. bekleyin. evet. şimdi. durun. geliyor. hoşgeldin. yakalım mı? gülümse biraz. geç kaldın? biraz zaman verdim. eyvallah.
zannettim ki biraz vefalı olmak aranan bir huydur. ama fazlası kanser ediyor. şu yaktığım sigaradan daha fazla zarar veriyorum kendi kendime. şimdi. biraz sohbet edelim. duramıyorum. sürekli düşünmeden. duramıyorum. bu zamanın ömrümüze garezi nedir? bazan hızlı. bazan yavaş. istediğin gibi yön veremiyorsun. dur. en son seni seviyorum diyen kişi şu an nerede? aklıma geldi sorayım dedim. size birkaç dakika veriyorum. bir de siz nerdesiniz onu düşünün. kalbi çatlasa kir akacak insanların yüreğinde çiçekli bahçeler sulamak istediniz. sürekli. düşünmeden. neyse. ben devam ediyorum. şu acının köşesinden dönüp biraz soluklanacağız. atlar da koşarken yoruluyor. insan neden severken böylesine yorulur? atlar yorulduğunun farkına varmaz o yüzden ölürmüş. insanı da bu kalbine aşırı yüklediği sevdalar öldürecek. idir. diye düşünürken duraksıyorum. bağzıları için geçerli değil bu. bağzıları için kapı şurada. pencereyi açıyorum. rüzgarlı hava. hava karanlık. karanlık kalabalık. kalabalık anlamsız. anlamsızlık çoğalıyor. çoğalmakta hüzünler. hüzün karanlık. karanlık hava. evet. üzerine alındığın bir acının karşısında duramıyorsan altında kalırsın. altından kalkmak istersen öncelikle yanına almalısın. yanına almaya gücün yoksa bir daha ayağa kalkamazsın. o halüsinasyondur. gönül ister ki her şey güzel olsun. ama yeryüzü be Altan. nafile. istediğin gibi gitmiyor yollar. uzuyor falan. düşünsene. çıkıyorsun ama. bitmiyor işte. ne diyorduk, rakı var mı? neden? e neşet baba var. eyvallah. biraz ara verelim mi beynim patlayacak. olur.
sanki. bir döngü var aslında. böyle. iki dişli birbirine bağlanmış. birisi eski. birisi yeni. hangisi unutmak istesen çeviriyorsun. ama diğeri kendini hatırlatıyor. insanoğlu ne olursa olsun şu yeryüzünde acılar yaşar. eskidir. yenidir. eskiyi unutmak için yeniye hasrettir. yeniyi unutmaya çalıştıkça eskiler vurur aklının kıyılarına. artık çay içmek istemiyorsan viski koyayım Müzeyyen. yeter ki kal.
sen çok güzelsin. tenin pürüzsüz. gözlerin uçsuz bucaksız. ellerin sanki bir ağacı toprağa bağlıyor. adın hala güzel şeyler var diyor yeryüzünde. kanında seni inandırıcı kılan bir şey var. bilmiyorum. ben de buyum işte. adımlarını kovalıyorum dağınık adımlarımla. ama merak etme. yolumdan çıkmadım. beni kötü tanıma. sen gülüyorsun. çok güzel gülüyorsun. bir portakalı kokluyorum. sen hep çok güzel gülüyorsun. ben şiir okuyorum. sen doğuştan yüreğinde deniz manzarasıyla gelmişsin yeryüzüne. ben kendim yetiştirdim hep. sen hiçbir şey yapmadan güzelsin. ben yaralarımı saklamaktan yoruluyorum. senin gölgen geçtiği yerin rengine anlam katıyor. ben gökyüzüne bakarken renklerin bir önemi yok; şayet varlığına uzak isem. ama kendimi bazan düşlüyorum. gözlerinin içinde. o an ayağa kalkıyorum. yeryüzünde beni üzen ne kadar keder varsa hepsine birden dikleniyorum. sanki güçlü hissediyorum. hiç sigara içmemişim gibi şu zaman kadar. ciğerlerim dağlarda koşan vahşi bir at gibi, hissettiriyor kendini. haydi bana bir masal anlat. durma ağaçtan kirazlar toplayalım. biraz da şu dağınık duran saçlarımla uğraş. sen çok güzelsin. sen çok güzel gülüyorsun. seni buraya biraz serpiyorum ki geceyi aydınlat. sen ki. yeryüzü güzeldir hala. farkındaysan.
artık gidiyorum. kaygılarımla. karşıdan karşıya geçerken dikkat edin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder